4 (yazı ile dört)…

Kızım diyorki dört kişilik bir aile olmamız süper birşeymiş…

4.

Di mi ama 4…

Acayip bir sayı bence de 4.

Sanki bıraksan kendi kendine yetermiş gibi…

Ezelden beri hep varmış gibi… Hiç eksiksiz gibi…

Bölsen hiç birşeycikler olmaz, çarpsan umru duymaz gibi…

Yada ne biliyim belki de bölsen yarım, çarpsan kocaman olacakmış gibi…

Dörtdörtlük gibi de, aslında sekiz kollu gibi…

Yani aynı biz gibi…

Mesela…

Bazen küçücük olur koysan kolunun altına sığar da, evden dışarıya çıkacaksındır ne kadar da kocaman bir rakam haline geliverir şaşarsın…

4 pantalon giyilmeli, 4 kılık kıyafet…

4 mont en kalınından, offf…

Hele 4 çift çorap, ayy…

Ah o bir türlü giyilip de bir çırpıda evden çıkarmayan 4 çift ayakkabı…

4 ün en kötü hali gibi dursa da o mekandan çıkış hali…

4 kişilik minik ailenin elele tutuşup yürümesi koca bir pazarı parça pinçik harcamaları yok mu…

4 kahvaltıda, 4 basket maçında, 4 gezmede, 4 yemekte, 4 markette… Hani dersin “Ayşegül” serisi.

Ama işte bu da 4′ün ve 4 olmanın en güzel hali.

Comments