Yeniden çocuk olsam derim bazen…

Hakikaten doğru bazen nasılda özenirim, tekrar çocuk olmak isterim…

Ne yemek yapacaksın ne alışveriş…

O sabaha dair tek programın okul…

Öpücüklerle uyandırıldığında huysuzluk etmek serbest hatta hakkın… Parmak kadar çocuk halinle okula gidiyorsun ya daha ne olsun…

Uyandığında geceden annenin hazırladığı süpriz cabası ohhh sevin gönlünce… Hani oyuncağın az ya sanki hani her gezmede alınanlar yetmiyormuş gibi…

Sen sadece kollarını kaldır nasılsa bir giydiren var…

Saçlar mı hiç dert etme örülür… O sırada bağırmak “ne biçim örüyorsun canım acıdııı…” diye gözlerini pörtleterek anneye bakmak serbest. Tabiki hakkın canım ne münasebet can acıtmak…

Yüzün yıkansın sen dişini fırçalarken tiyolar verilsin şöyle yap böyle yap diye ohh… Aa tabiki daha küçüksün ya hayat için bir tercüman şart.

Kahvaltı nasılsa okulda yapıyorsun diye bir şey yok nerede papatya çayı, balı az olmuş, tekrar bir daha, bu sıcak, bu soğuk, değişmez terane…

Peki ya kurabiyesi ama illaki zencefilli olsun…

Çantan hazır canım montunu giydireyim…

Botların… Dur onları da hazırlayayım…

Hoşçakal…

Bu mudur budur…

Bunun akşam okuldan gelme, oyun ve uyma faslı bölümleri ayrı ama budur genel tema.

Hiç hatırlamıyorum oysa hayatımın bu bal börek sen sür ben yerim hallerini…

Ondan mıdır acaba şu sıralar sıklıkla aklımdan geçen keşke yeniden çocuk olsam lafım…

Halbuki bu performansı ikiyle çarptıktan sonra onlara kapıyı kapattığım dakika bana kalan onca saat ve yapabileceğim bin dolu şeyle değişirmiyim tekrar çocuk olup 16 yıl okula gitmeyi.

Yok değişmem tabiki bu düşünceler sadece bu aksiyon içinde bulunduğumda yankılanıyor kafamda…

Bakmayın başlığa, şimdi evde yanlız ve bu yazıyı bu kadar sessiz bir evde yazarken asla diyorum aslaa…

Comments